KG 28-29-30-31-32 (Lale Tarlasi) | E L M A

KG 28-29-30-31-32 (Lale Tarlasi)

Her aksam gunluk yazmaya niyet ediyorum ama yazamadan geciyor, simdi basligi atarken farkettim kac gun yazmadigimi ve sasirdim. O derece hizli gecirmisiz gunleri. Bu arada basliga hatirlatici bir kelime de yazmaya karar verdim cunku gunler gecerken, sayilar o gunun nasil gectigini hatirlatmakta yetersiz kaliyor.

12 nisan pazar gunu sabah kizimin tam 3,5 saat suren online jimnastik dersi vardi. Normalde spor salonunda yaptiklarinda, birakip dondugum icin, tum ders boyunca neler yaptiklarini takip edemiyordum. Simdi evde olunca goruyorum haliyle ve hayretler icinde kaliyorum. Oyle zorlayici hareketler yapiyorlar ki, aksam elini tutup uyuturken, o narin minik kirilgan ellerinin, o zor hareketleri nasil yaptigina, vucudunu nasil tasidigina sasiriyorum. Fakat boyle yogun spora alismis vucutlarin idmansiz birakilmasi da cok kotu olurdu. Ogretmenleri de bunun bilincindeler tabi.

O gun ders bitince, yillar once gittigimiz Lale tarlalarina yeniden bir ziyaret duzenledik. Hollandanin meshur Keukenhof Lale bahcesinin bulundugu sehir, genelde lale tarlalariyla kapli.  Dolayisiyla, bu tarlalarin etrafinda bisiklet surmek, yurumek gibi aktiviteler yapmak da mumkun. Havalarin guzel seyretmesi ve paskalya tatilinden oturu, bir cok kisi bu tarlalara ziyaret duzenlemis ve bazilarini polisler kapatmis. Fakat biz yine de bir tarla bulup icine girebildik. Normalde tarlalar ozel mulke ait oldugu icin oldukca korunakli. Etrafinda bir kanal oluyor ve sadece bir yerden traktor falan gececek kadar bu kanal kapali oluyor. Tabi cogu tarlanin bu noktada kilitli genis kapilari var, kanaldan da atlayip gecemeyeceginiz icin sadece kanalin gerisinden bakmak ve fotograf cekmek mumkun. Sehre girince ilk cikan tarlalarin etraflari cidden kalabalikti, fakat biz arabayla bir tur attik ve nispeten kuytularda kalan, kapisi olmayan bir tarlaya girdik. Tarlada elbette ki ciceklere zarar vermiyoruz ve asla koparmiyoruz.


Normalde vazo cicegi olarak laleler aralik ayinda cikmaya baslar ama zannediyorum onlar seralarda yetisenler. Bu tarlalar daha cok sogan uretimi icin (yani cicekleri kesip satmiyorlar uzerinde kuruyup kaliyor) ve acik havada bu zamanlarda acmaya baslayip, mayis ayi boyunca kaliyorlar. Bizim gittigimiz tarihte hepsi acmamisti, hic acmayan cok tarla vardi. Sanirim bir iki haftaya hepsi acmis olur. Ucsuz bucaksiz rengarenk bir duzluk gormek insana oyle iyi geliyor ki! O gun hepimiz enerji ve moral depoladik. Eve geldigimizde aksam yemegi saati gelmisti zaten, film esliginde (Inanilmaz aile 2) yiyip yatirdik.

13 Nisan pazartesi, 2. paskalya gunu sebebiyle yine tatildi. Esim ve kizim bostu. O gun evde bol oyunla gecti. Hava da biraz serindi galiba, tam hatirlayamiyorum evden pek cikmadik. Fakat o gun biraz moralimin bozuk oldugunu hatirliyorum. Cunku bir ay olmasina ragmen canimin istedigi hic bir seyi yapamamis olmak sinirime dokunuyordu. Millet sezon sezon dizileri bitirirken koskoca bir ayda (o da gecen hafta) 4 bolumden olusan Unorthodox dizisini zorla bitirmisim o kadar. Gun icinde bir kahve molasi kadar molalarda kafami bosaltmak icin kitap okuyorum evet ama ne online derslerimi takip ediyorum, ne dizi ne film, ne de ufkumu acacak baska bir sey. O aksam dedim bir film izleyecegim, 7. Kogustaki Mucize'nin methini duymustum onu izledim. Normal bir donemde izleseydim belki hungur hungur aglayacagim bu filmi, Coronadan oturu zaten duygularim arapsacina dondugu icin hic aglamadan izledim. Fakat gercekten cok begendim, iyi ki izlemisim.


14 nisan sali, okul bir basladi pir basladi. Bu gun hala kendime gelebilmis degilim. Daha once belli saatlerde kizimin (9-10-11) online dersler icin bilgisayar basina gectigini soylemistim. Bu hafta siniftaki cocuklarin belki yarisi, ogretmen su konuyu anlaticam deyince ben onu biliyorum deyip offline oluyor. Kizim hic olmadi ve hepsini dinledi fakat tabi dinledikten sonra yapmasi gereken 1-2 sayfalik alistirmayi, bir sonraki derse kadar bitirmedi. Haliyle butun yapilacaklar ogleden sonraya kaldi. E ogleden sonra da oyundan, kardesinden firsat bulamadigi icin hadi kizim, yapma oglum demekten benim sigortalar atti. Bu dersten kacan cocuklar cok bildiklerinden degil de sanirim o vakti degerlendirmek icin kactilar. Odevlerini sabah bitirince, sonrasinda bir suru bos vakitleri kaliyor haliyle. Ancak ben kizimin dersleri dinlemesini istiyorum, hatta daha az ogrenci olunca ozel ders gibioluyor, cunku evde hollandaca konusmuyoruz ve ne kadar konussa, ne kadar dinlese kardir. Bu soruna bir cozum bulmam, bir program yapmam lazim. O gun yine kendim icin hic birsey yapamayinca, aksamustu besten sonra tek basima kulakliklarimi takip 45 dakika kadar yurudum. Ne iyi geldi. Kilisenin yanindaki buyuk kiraz agaci acmis, onu ziyaret ettim :)) Bir de o gun aksamustu bir aydir kullanmadigim icin akusu biten arabamin akusu tamir oldu, artik markete ben de gidebilecektim :))



15 Nisan Carsamba, evde cok az sey kalmasina ragmen, markete gitmeyi persembeye erteledik cunku genelde cok yogun olmayan sabah saatlerinde gidiyoruz ve o sabah baska bir program yapmistik. Daha once soyledigim gibi evde hollandaca konusmadigimiz icin, online dersleri olmayan oglum icin (5y) dilin gerilemesinden korkuyoruz. Bunun icin caba gosteriyoruz ancak bizim sinirli imkanimizla konusmasini tesvik etmek zor. Birsey izleme olayi zaten var ama bu pasif ogrenme oluyor cunku konusmasi gerekmiyor. Oysa anlama becerisi zaten var, amacimiz konusmasini gelistirmek. (not: bu arada kendini ifade edecek kadar konusuyor ama mecbur kalmazsa caba gostermiyor bu yuzden israrimiz). Benim de aklima geldi, eskiden bize duzenli gelen ama bir aydir gelmeyen oyun ablasi ile online bir gorusme yapsak nasil olur diye. Zoom uzerinden bulusturduk, kitap okuyup. kitap uzerine sohbet ettiler. sanirim bir 40 dakika kadar surdu ama zaten daha uzun olamazdi, dikkati dagiliyor cunku. Bunu haftada uc sabah yapmaya karar verdik (minumum yarim maksimum 1 saat olacak sekilde, deneyip gorecegiz). Iste carsamba sabahi da ilk gorusme oldu, ben de hep yanindaydim, basta utandi konusmadi ama sonra acildi. Biraz daha gelistirirsek sanirim faydasini gorecegiz. Aksam ustu kapinin onunden baslayip sokagin sonuna kadar tebesirden bir ziplama parkuru cizdiler ve 2-3 saat bununla oyalandilar. Instagramda videosunu paylasmistim, gercekten hem kendilerine hem de sokaktan gecen diger cocuklara hos bir surpriz oldu :)) Onlar disarda oynarken ben de yarim kalmis orgulerimden orup biraz oturmak suretiyle dinlenebildim.


16 nisan persembe, nihayet markete gidis. En son karantina oncesinde gitmistim saniyorum. Meger bizim markette de giriste dezenfektanla temizlenmis arabalari birer birer verme,  ayrilmis bolumlerden giris cikis, kasalar arasi perde gibi onlemler almislar. Market cok kalabalik degildi ama var olan insanlar da eldivenli ve dikkatliydi. yaklasmamaya ozen gosterdiler, ben de bos reyonlardan geceyim diye ugrasirken, es gectigim reyonlara yeniden don, unuttuklarini gozden gecir gibi sebeplerden biraz daha fazla oyalanmak zorunda kaldim. Sonra oglene kadar temizle, yerlestir isleri (buzdolabina girmesi gerekenleri ve oncelikli yenecek olanlari yikiyorum, acelesi olmayanlari bekletiyorum) bir yandan cocuklarin dersleri, ogle yemegi telasi, odevlerini bitir kizim, aksam yemegi, oyuncaklari toplama, azicik evin tozunu alma vs derken aksam saat 5 oldugunda (sabah 7.20 de uyanmistim) ilk defa koltuga oturdum. Biraz yine orgumu ordum, sonra yemek yiyip, aksam yuruyusu yapmak uzere biraz uzaktaki yesillik bir alana gittik. Arabam hybrid bir model ve kullandikca akusu sarj oluyor (gaz ve fren pedallari akuyu sarj ediyor). Sabahki market mesafesi cok kisa oldugu icin biraz daha sarj etmek amaciyla uzak bir yere gitmemiz gerekiyordu. Cocuklar orda biraz oynadilar, gelince uyku hazirligi ve onlari uyutur uyutmaz basladigim bu yaziya su an saat 23,20 itibariyle hala devam ediyorum. Cok yoruldum, bir daha gun gun yazip bu kadar biriktirmesem ve aksamin bir kismini kendime ayirsam iyi olacak.

Artik korona vaka sayilarini takip etmiyorum, twitterda bazi haberlere bakiyorum ama o kadar cok sacma sapan haber var ki, artik sanirim insanlar can sikintisindan neye saracaklarini sasirdilar. Bir de eskiden bu kadar cok astrolog yoktu sanki, simdi varsa yoksa astrologlarin ongoru haberleri dolasiyor her yerde. Hani tamam anlarim caglar once bilim bu kadar gelismemisken yildizlardan medet ummanin bir anlami vardi ama simdi? Evet tahmin ettiginiz gibi inanmiyorum ve bu isleri bos buluyorum. Ancak inanmak isteyenlere de bir sey diyemem, kendi fikri kendi karari.

saglicakla kaliniz.




















Yorum Gönder

Daha yeniDaha eski