KG 13 | E L M A

KG 13

İki haftanın ardından artık gerçekten yavaşlamaya başladığımızı hissediyorum. Delicesine telaşlar olmadan yaşamak ne güzelmiş. Umarım hayat normale döndüğünde yine devam edebiliriz.

Bu günlerde hayatın normale döneceğine dair inancım yeniden geri geldi. Başlangıçtaki dünyanın sonu geldi korkusunda değilim artık. Çindeki sayıların değişmesi (gerçi onların gerçekçi olmadığına dair spekülasyonlar da var), giderek artan corona geçirip atlatanların paylaşımları umut veriyor. Bir de bu ara güneş çok güzel parlıyor.

Geçen gün arka bahçede başladığım temizliği bugün bitirdim. Henüz bahçede oturacak şeyleri çıkarmadık tabi. Önce çitleri boyamak istiyorum. Muhtemelen 15 yıldan fazla zamandır boyanmamış.  Geçen yaz boyamak üzere aldığım boya hazır bekliyor. Bir günde bitirme telaşına girmeden azar azar boyamak istiyorum. Herkes benimle aynı fikirde olacak ki, Corona’nın getirdiği bu yeni düzende, “en çok neye harcama yapılmış?” araştırmasının cevabı hırdavatmış. Herkes evini elden geçirmeyi umuyor anlaşılan.

Bu gün ödevler olmadığı için çocukları biraz serbest bıraktığımda, 4 tane kapıyı arap sabunu ile silip temizledim. Burdaki marketlerde de arap sabunu satılıyor ve muhtemelen bizden falan görülmüş değil. Üstelik kokusu da aynı. Farklı ülkelerde de geçmişten gelen aynı kokulu aynı ürünün olması bana çok acayip geliyor.

Öğle yemeğinden sonra, eşim beni azad etti podcast yapabilmem için. İki gün önce konuyu düşünüp bulmuş, notlar almıştım ama sonuca bağlama aşamasında içime sinmeyen bir şeyler vardı. Tamamen vazgeçip, önceden daha sonra anlatırım diye düşündüğüm ama o  sırada hazırlık yapamadığım konuyu ele aldım. İçerik beni tatmin etti ama teknik kusurlar var. Yine de sil tuşuna basıp yok etmeye gönlüm razı olmadı. Yarım saat konuşma, yarım saat dinleyip edit etme ve 15-20 dakka da paylaşma desek zor bulduğum 1,5 saati tekrar bir araya getirmem çok kolay olmayacaktı çünkü... Dinlenek isterseniz yandaki podcast linkinden hepsine ulaşabilirsiniz.

O iş bittikten sonra akşam yemeği hazırlığı ve sinema keyfi yaptık. Bizim çocuklar sinema konusunda biraz tuhaflar. Oğlumun (5 yaş) hayatı boyunca sinemada veya evde izlediği film sayısı kendi yaşını, kızımın da (8 yaş) onu geçmemiştir. Bunlara film izletemiyoruz. Bir şey açalım diyoruz başlıyorlar çığırtmaya, ay onu istemezmiş de, korkarmış da, bir çığlık kıyamet. Bi dene, bak gör yok. Evde kalışların ilk başladığı haftasonu (iki hafta önce) zorla bir film izletmiştik. Sevdiler sevmesine de bir daha seyredelim mi yok! Bugün yine itirazlar eşliğinde Buz Devri’ni hayatlarında ilk defa seyrettiler. Heyecanlı sahnelerde gerçekten kendilerini kaptırıyorlar. Bebekle ayrılırken kızım ağladı. Fakaaat (nihayet, oh be) çok beğendiler, yarın devamını izlemek istiyorlarmış.

Zaten bir süre ekran vakitleri var, o süreyi güzel filmlere harcasalar daha memnun olacağım.

Hollanda’da rakam on bine neredeyse yaklaştı. Ve ne tuhaf ki iyileşen sayısı sadece 3, günlerdir değişmiyor. Fakat eğride bir miktar düşüş gözlenmeye başladı son 2-3 gündür. Umarım daha iyiye gider.

Bugün evden çıkmadık ama yarın çıkmak istiyorum. Burada çocuklara oyun olması için, insanlar topluca bir iş birliğine girişti. Bazı evler pencerelerine bir oyuncak ayı koyuyorlar ve çocuklar da yürüyüş yaparken bu oyuncak ayıları sayıyorlar veya varsa haritalarında işaretliyorlar vs. Tabi evlerin çoğunun alçak ve bahçeli olması, bu oyunun oynanmasını kolaylaştırıyor. Bu gün çocuklar babasıyla sokağımızdaki parkın zeminine renkli tebeşirlerle resimler yaptılar ama yarın biz de ayı avına çıksak ne güzel olur. ❤️






Yorum Gönder

Daha yeniDaha eski