KG 6 | E L M A

KG 6

Dünkü yazımda kendini açıkça belli eden aksi ve depresif halim bugün kendini biraz daha ılımlı olarak ortaya çıkardı. Dün akşam geç saatlerde instagramda bir gönderi yapmış ve aşağıdaki satırları yazmıştım.


Geçtiğimiz yaz, babamı kaybettikten sonra “yasın beş evresi” sürecini birebir yaşamış biri olarak, Corona virüs şokunun ardında geçirdiğimiz sürecin de buna oldukça uyduğu dikkatimi çekti. Sonuçta ikisi de insanı şoke eden gelişmeler. Bu süreç şöyle gelişiyor: “İnkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme.” Sizden daha önce bu şok dalgasının etkisine girdiğim için( Hollanda’da ilk vaka 27 şubattaydı), şu an depresyon ile kabullenme safhası arasında gidip geliyorum. Gördüğüm kadarıyla Türkiye’deki insanların çoğu, benim ilk haftalarda olduğum gibi inkar ve öfke safhasındalar. Kimi bir şey olmaz diyerek sokaklarda geziyor ve ya gün boyunca konudan uzak kalmaya çalışarak inkar ediyor; kimi de (inkar kısmını atlamış olanlar), başta Çinlilere, sonra devlete, sonra evde oturmayanlara kızıyor da kızıyor. Kızmayın demiyorum, haklısınız ve yaşanmazsa diğer aşama gelmeyecek. Ancak diğer aşamaları da bilelim ki baştan kabul edelim. Önce kimseyi ve virüsü kontrol edemediğimiz için isyan ve çatışma başlayacak, bu depresyona sebep olacak. Diğer yandan Allah’ın takdiri olduğunu söyleyecek ama bunu rahat bir gönülle tam teslimiyetle kabul etmekte zorlanacağız (tabi bunun süresi kişiden kişiye değişebilir). Tam teslimiyet ve kabul edememe arasında gidip geleceğiz. Ve belki aylar sonra tamamen kabulleneceğiz. 

Sanırım yavaş yavaş kabullenme evresine geçiyorum. Çocuklarım henüz çok ufak olduğu için, onları kaybetme veya onların bizi kaybetme korkusunu çok yoğun hissediyorum. Belki büyümüş olsalardı bu kadar yoğun hissetmezdim. Ama her korku duyduğumda kendime şunu hatırlatıyorum “onlar bize zaten emanet, benim koruyabileceğimden çok daha güçlü bir koruyucu zaten var, tek yapabileceğim ona güvenmek, o her koşulda en hayırlısına vesile olacaktır. Şüphen olmasın”!!

Yine de hiç kolay değil...

Bu sabah uyandığımızda serin ama tamamen güneşli bir hava karşıladı bizi. Biraz dışarı çıkmaya karar verdik. Önce büyük bir şehir parkında yürüyüş yaptık, sonra okyanus kenarında biraz dolandık. Baharın ilk gününe bir çok ağaç çiçek hazırlık yapmış, doğayı süslemişler. Çocuklar bol bol koştu zıpladı. Epey de yoruldular. Gittiğimiz yerlerde bizim gibi gezen başka aileler de vardı. Genelde sosyal izolasyona dikkat ediyorlar, kimse kimseye yaklaşmıyordu. Fakat önemsemiyormuş gibi görünen birkaç grup da vardı. Mesela biz hiç banklara oturmuyor, çocukları oyun parklarına (salıncak kaydırakvs) sokmuyoruz. Ne yazık ki bunları yapanlar da vardı. Yine de çoğunluk dikkatli göründü gözüme.

Dönüş yolunda ise, internette şu görsel (aşağıda foto 2) çıktı karşıma. Düşündüğüm gibi oldukça benzer aşamaları varmış bu sürecin.

Sonra eve gelip, çocukları yıkama, yemek hazırlığı ve yemekten sonra ablamlarla 4’lü görüntülü görüşme yaptık. Önceden pek denememiştik, şu corona yalnızlıklarında ilaç gibi geliyor.

Hollanda’daki ve Türkiye’deki vaka sayıları yine arttı. Hollanda 3631, Türkiye 947 pozitif hastaya sahip. O kadar evde kalıyoruz sayıların artışı yine endişe verici boyutlarda diye düşünürken sabah kafama dank etti. Bugün çıkan hastalar biz daha evde oturmaya başlamadan önce enfekte olmuş kişiler. Ortalama 15 gün kuluçka süreci dersek, belki 15 gün evde oturduktan sonra sayılarda bir fark ortaya çıkacak. O farktan sosyal izolasyona uyulmuş mu uyulmamış mı belli olacak. Türkiyede’de aynı durum geçerli şu an için (aynı anda okullar kapandı), üstelik hollanda okul kapatma kararını, vakanın ülkeye girip yayılmasından 18 gün sonra aldı. Oysa türkiye daha erken davrandı. Yine de umreden gelenlere yeterli önlem alınmaması bu erken tedbir avantajını bozuyor.

Bir de sabah şu haritayı gördüm (foto 4) Burada dünyanın farklı yerlerinin farklı renkle gösterilmesinin nedeni, corona virüsünün uğradığı farklı mutasyonları temsil etmek içinmiş. Haritaya göre, çinde, avrupada, amerikada görülen türler birbirinden hep farklı (mutasyona uğramış) ve dolayısıyla etkileri ve tedavi yöntemleri (aşıları) de farklı olabilir. Her mutasyon geçiren virüs biraz daha güçlü ve hasar verici oluyormuş diye yorum yapılmış ama doğruluğundan emin değilim. İşin en sinir bozucu yanı ise, hastalık tüm dünyada bitse bile, mesela amerika mutasyonu olan virüs, başka ülkelere gidip yeniden salgın başlatabilirmiş (ve bu her tür için geçerli) :(

Bu mübarek geceden bol şifa isteyelim. İyi kandiller.






Yorum Gönder

Daha yeniDaha eski