Mart Kötü Başladı | E L M A

Mart Kötü Başladı

Hem kendi ev gündemimizde, hem Hollanda hem Türkiye gündeminde üzüntü, sıkıntı, gerginlik dolu bir şekilde girdik Mart ayına. Öyle karmaşık durumdayım ki, artık düşünmekten beynim uyuşmuş, çok acımaktan kalbim yorulmuş, panikten kafayı yemiş durumdayım.

Geçen pazar günü (23 şubat) bir haftasını istanbulda geçirdiğimiz sömestr tatilinden döndük. Tatil güzeldi ama yorucuydu, özellikle daha gitmeden başlayan corona nedeniyle endişelerim vardı. Havalanında (yeni istanbul havaalanını kullandık), fazla kalabalıklara maruz kalmamaya uğraştık. Bir de her yere dezenfektan koymuşlar hoşuma gitti. Fakat geldikten bir gün sonra birden bire bademciklerim feci şekilde şişince, hastalığın yarattığı karabasanlar “acaba corona mı oldum” diye kurmama ve paniklememe neden oldu. Değilmişim. Oğlum da haftalardır muzdarip olduğu burun akıntısının ardından kulak iltihabı olunca onun hastalık serüveni de epey yıpratıcı idi. Neyse ki nispeten iyileştik, ufaktan düzenimizi yoluna koyduk.

Fakat geçen hafta şehit haberlerinden bir gün önce Hollanda’ya virüsün girdiği haberi (şu an sayı 20 ye ulaştı), ardından şehit haberi, ardından mülteci çocukların içler acısı halleri resmen altüst etti. Ecel gelince, nerede olurlarsa olsunlar, ölüm o gencecik askerlerimizi alıp götürecekti belki ama ailelerinin acısını tahmin edemiyorum. Allah sabır versin hepsine.

Corona’ya gelirsek, ilk bir iki gün çok panik olduğum doğrudur. Şimdi paniğim biraz kabullenmeye (olursa olacak yapacak birşey yok) ve enerjim, hırslı bir şekilde beslenme, temizlik, fazla sosyalleşmemeye çalışmak gibi yollara evrildi. Her çeşit sebzeden oluşan yemekler, iyi meyve tüketimi, işte diğer prebiyotikler vs kafayı bozdum. Eller kıyafetler her gün alınan duşlar, bitmek bilmeyen çamaşırlar.

Ne yazık ki Corona medyada anlatıldığı kadar önemsiz gelmiyor bana. Sanırım burada yalnız yaşadığımız için. Diyorum ki madem grip gibi basit ise neden bu kadar alarmda tüm dünya? Gripte bunların hiç biri olmuyor. Diğer yandan griple aynı değil kesinlikle. Grip üst solunum yollarını etkilerken, bu virüs alt solunum yollarını etkiliyor ve zatürreye dönüştürüyormuş. Hastalık belki atlatılabilir bir hastalık ama (ölüm oranı nispeten az) fakat sayılar bence çok yanıltıcı. Şu an son dakika sayıları veren bir siteden bakıyorum:
Dünya genelinde vaka sayısı (tabi ki kayda alınan): 91.333
Ölüm oranı: 3120
İyileşen:48276
Aktif vaka (sürecin içinde): 39937 (32839 orta derece, 7098 durumu ciddi)
Bitmiş vaka : 51396 (48276 iyileşmiş, 3120 ölüm)

Rakamlara bakıldığında şu ana kadar gerçekleşen ölümlerin sayısı az olsa da, sürecin içinde olan sayılar dikkat çekici. Ayrıca süreç çok uzun sürüyor ki beni asıl korkutan bu.

Tahran’da yaşayan ve şu anda 40 günlük ev karantinasında bulunan bir türk, göçmen anneler grubunda aslında corona geçirdiğini ve iyileştiğini sonradan farkettiğini paylaştı. Onu yaklaşık bir ay süründürmüş ve çocukları ise kısa sürede iyileşmiş. Yanında annesi babası varmış onlar bakmış (bu arada onlar da döndümü türkiyeye hiç bilmiyorum), ama bizim başımıza gelirse ne olur nasıl olur düşünceleri huzurumu bozuyor. Biz hastanede yatsak çocuklar nolur, evde kalsak bize kim bakar gibi. Nitekim burda pozitif çıkanlar (belki daha başlangıç olduğu için) hastanede karantinada tutuluyor. Sayı artınca ki muhtemelen artacak müthiş hızla artıyor, hastaneler yeter mi, herkes evde kendi başının çaresine bakar mı hiç bilmiyorum. Yani süreç oldukça korkutucu görünüyor.

Yaz gelince virüs bitecek söylentileri de bana tuhaf geliyor. Haritaya bakınca zaten sıcak olan bir sürü ülke (ekvatoral şeride bakın) virüsün etkisi altında. E oralar zaten sıcak, virüs neden var o halde?

Hollanda’da dün Nike merkez binası bir çalışanın pozitif çıkması nedeniyle geçici olarak kapatıldı. İş yerleri mümkün olduğunca evden çalışmaya yönlendirmeye başladı. Vakalar okullara sıçrarsa (ki bu sabah bir okulda çıktığı haberi geldi) yayılım hızla artacak ve sanırım okullar da kapanabilir (almanyada kapanmış). Okulda öğretmenler çocuklara anlatıyor, el yıkamaya, hapşururken ağız kapamaya vs salık veriyor, herkes ciddiye alıyor süreci. Burada bulunduğum sürece ilk defa tüm marketlerin sabun reyonlarının talan edildiğini gördüm, dezenfektanlar tükendi, insanlar mecbur kalmadıkça evden çıkmıyor. Daha bir kaç günde bile hayatın biraz değiştiğini farkediyoruz, ilerleyen zamanlarda bizi değişik şeyler bekliyor.

Kızım doğumgününe davetliydi, nerede olacak güvenli mi endişesi, oğlumu arkadaşının partisine göndersek mi göndermesek mi, kızımın kendi doğumgünü yaklaşıyor yapsak mı yapmasak mı, arkadaşlarımı özledim ama yok dışarı çıkmayalım şimdi, yana yakıla bir işim olsun istiyordum ama şimdi bir süre daha evde kalsam iyi olur gibi konularla düşüncelerimiz hep değişti. Diğer yandan ülkeler arası seyahat yasağı nedeniyle, 60 kadar uçuş firmasının kapanma riski, şirketlerin ekonomilerindeki dalgalanmalar vs derken dünya genelinde bazı dengeler çok değişebilir gibi görünüyor.

Eşimin iş yeri de evden çalışmayı destekleyen firmalardan biri, o yüzden evde kalması mümkün ama her yerde risk var tabi, bakalım nasıl başedeceğiz.

Türkiye’de şu an vaka tespit edilmedi ama geçen hafta irandan gelen uçaktakiler ve hatta bazı haberler geliyor sınırlarda, karantinaya alınanlar var. Umarım bir şekilde virüs dışarıya kaçmaz ama zaten hasta olan kişilerin olduğuna ve bunun gizlendiğine dair haberler de geldi. Umarım yayılmaz ama kendimizden başka ayrıca orası için de korkuyorum, özellikle istanbul çok kalabalık, müthiş hızlı yayılır olursa.

Velhasıl karmakarışık bir haldeyim, rabbim sonumuzu hayır etsin.

Yorum Gönder

Daha yeniDaha eski