Geceden Kalbe Podcasts: 4. ve 5. Bolum Icerik Ozetleri | E L M A

Geceden Kalbe Podcasts: 4. ve 5. Bolum Icerik Ozetleri

Dun ilk uc bolumu yazdiktan sonra, bu gun 4 ve 5' i yazayim. Bundan sonraki bolumleri de ayrica, yayinladigim gun yazmayi umit ediyorum. 

Geceden Kalbe Podcasts 4: Beyin mi Kalp mi?


Bu bolume yine bir ornekle basladim. Uzun zaman once, ablamin bana arastirmam icin verdigi bir kisi ( ve calismalarini) incelemistim. Bu adam, fizik ve felsefe okumus, ayni zamanda din ile de ilgili ve Kur'an'daki bilgilerin fizik ile baglantisini kurarak, bir bakima "bakin Kur'an'da sunlar sunlar yaziyor, bunlar fizikte de ispatlanmis: o halde Kur'an'a inanin" gibi bir mesaj veriyor. Bir miktar inceledikten sonra rahatsiz oldum ve zaman ayirmanin gereksizligine kanaat getirdim ve biraktim. Sebebi bilgilerindeki yanlislik falan degildi. Bana gore cok onemli bir mantiksal hata vardi o da su: Inanlar icin Kur'an tum bilgileri iceren kutsal bir kitaptir ve sonsuz akil tarafindan yazilmistir. Fizik kanunlari ise, bu sonsuz aklin yarattigi kullar (insanlar) tarafindan kurulmus bir bilim dali. Elbette ki dogayi da o sonsuz akil yaratti ama bu bilim dalini biz bulduk, kesfetmeye calisiyoruz, muhakkak ki eksiklikleri var, zaten bir onceki bolumde de degindigim gibi fizik zaman icinde degisebilir, gelisebilir. Bu durumda yapilan sey, sonsuz aklin bilgisini; sinirli akilin turettigi bir bilgiyle ispatlamaya calismak. Aynen denizin icindeki bir baligin, denizin disindaki dunyayi suyun icinden anlamaya calismasi gibi. 

Diger yandan bunu neden yapmak istiyor olabilir. Belki inanmayan (ateist diyebilecegimiz) kisileri ikna edip Kur'ana inandirmak istiyor olabilir. Hani ateistler genelde bilimsel dusunceye inanir ve suphecilerdir ya, eger Kur'an'i boyle bilimsel bir cercevede sunarsam ikna olurlar diye dusunebilir. Evet ikna edilmesi mumkun peki inanmasini saglar mi? Iste burada da bir nuans var.

Ikna etmek ve inanmak farkli kavramlar. Ikna etmek, beyni ilgilendiren bir olay. Dusunursun, kanitlar sunarsin, neden sonuclari iredelersin ve ikna olursun. Oysa inanc kalp isidir. Ikna olsan bile bu inanmani saglamayabilir. Zannederim ki ikna olsa da ateistler yine inanmamaya devam edeceklerdir. Bana gore birini dine cekmek istersen, aklina yonelik calismalar degil de kalbine yonelik calismalar yapmalisin. Dusunun ki tarihteki buyuk din adamlari, en basinda da Mevlana, bu ayrimi gayet de farkindaymis. Onun yazilari hep kalbe hitap eden soylevlerden olusuyor.

Dolayisiyla bir yanda kalp, bir yanda beyin var. Ikisinin de kapsamlari, etkilesimleri farkli. Her insanda bu iki organ (belli bir rahatsizligi yoksa) mukemmel calisiyor. Beyin dusunceler uretiyorken, kalp duygular uretiyor. Bir de benim ve muhtemelen bir cok insanin tecrube ettigi, IC SES olayi var. Bana gore bu kalpten gelen bir ses ve belki de sonsuz akil ile bir iletisim kanali. Bu durumda beynin (yani insan aklinin) urettigi bilgi, kalbin (ic ses yoluyla sonsuz akilla baglantiya gecerse) urettigi bilginin yaninda cok ama cok az. 

Corona gunlerinde maruz kaldigimiz her turlu dogru veya yalniz bilginin sorgulamasini, her insan kendindeki bu iki bilgi kanali sayesinde sorgulayabilir. Akla hitap eden konulari yanitlamakta beyin yeterlidir, sadece ona sorun ve dusunun. Ama bazi sorular beynin yetisinin uzerinde. Iste o zaman da kalbe sorup cevabini beklemek yeterli. Tabi bu durumda, kalbe nasil soru sorarim, cevabini nasil alirim, dogru mu yanlis mi nasil anlarim gibi sorular sorulabilir. Konusmanin devaminda yillardir kendi kendime yaptigim deneyleri ve bunu nasil ogrendimi anlattim. 


Geceden Kalbe Podcasts 5: Kalplerin Iletisimi : Dokunmak!


Bir onceki kayitta, kalpte iki olgunun varligindan bahsetmistim: Duygular ve Ic ses. Bu bolumde duygularin yayilim ozelligi oldugunu (baskalarinin duygularini hissedebiliyoruz) ve bazen cok yogun oldugunda kontrol etmekte zorlanabilecegimize degindim. Duygusal yogunluk icine girmis ve dis dunya ile baglantisi kesilmis bir insanla nasil iletisime gecersiniz. Cogu kisi soyle sozler duymustur. Hadi ama uzulme, bak belki boylesi daha iyidir, zamanla gecer, ama oyle olsaydi bunlar olurdu gibi... bir suru aciklama. Fakat duygularin etkisi altindaki bir insana edilen bu sozler etki etmez. Cunku bu sesler o kalbe degil, beyne hitap eder. Ne yazik ki beyin kalbe soz gecirme gucune sahip degil her zaman. Fakat burda yapilacak tek sey o uzgun kalbe ulasmaya calismak olmali. Bunun ise cok kolay bir yolu var, dokunmak. Neden boyle bilmiyorum, belki anne karnina dayaniyordur veya baska tarihsel ve genetik faktorler vardir. Fakat iyi calistigini biliyoruz. Duygusal yogunluga sahip bir insani normale dondurmek icin (ustelik sadece uzuntu degil, baska diger tum duygular icin de gecerli) dokunmanin sihirli bir etkisi var. Dokununca, oksayinca, sarilinca icine kapanmis o kalp bir cicek gibi aciliyor, gun yuzune cikiyor. 

Iste evde kaldigimiz gunlerde, bu duygusal savrulmalarin sifasi bol bol sarilmak, dokunmak, oksamak. Cocuklariniza sarilin, sevdiklerinize sarilin, kendinize sarilin. Bakin nasil iyi gelecek.

Yorum Gönder

Daha yeniDaha eski